Daha önceki yazımda sizlere daha açılmamış olan 1v1y.com alışveriş sitesinden bahsetmiştim. Şimdide açılmış halinden bahsedeceğim.
http://www.1v1y.com/ bir ay önce açıldı. Açıldığı günden itibarende online alışveriş meraklılarını çok güzel indirimlerle kendisine bağlamayı başardı.
%90 a kadar indirimlerimiz var derken, bu lafın yalan olmadığını daha ilk günden ispatladı.İçinden "Moda Çıkan Alışveriş Sitesi" Superga, Kiğılı, Melisa & Mel, Koton, Burbery, Samsonite, Convers gibi markalarla sözünün arkasında dururken bütçeyi hem rahatlattı hemde sıktı (alırken kendinizi kaybedip ihtiyacınız olmayanları da alabiliyorsunuz) diyebiliriz. Ucuzluklarıyla göz kamaştırırcasına her gün daha da güzel markalarla karışımıza çıkmasıyla dur durak demeden "bunu istiyorum, bunu da istiyorum, bunu da" sözündeki istiyorumları "alacağım" ve "aldım" yerine bıraktırtmayı başardı.
Günlük fırsatların yanı sıra, yoğunluk sebebiyle alışverişe çıkıp ihtiyaçlarını alamayanlara da Sezon bölümünü sunuyor. Mağazaların sezonluk bölümünde görebileceğiniz ürünler bu sitede de mevcut. 1v1y dergisinden bahsetmek dahi istemiyorum. Hemen girin ve kendi gözlerinizle bakın.
Şahsen şimdiden hangi markalardan neler aldım bilemez hale geldim.
Şimdiye kadar çıkardığı güzel marka ve ürünlerden sonra bugün mailime AJDA PEKKAN for TWIST Koleksiyonu Online'da sadece 1V1Y.COM'da. Sınırlı Sayıda! Çok yakında! diye belirten bir mail geldi.
Sabırsızlıkla Ajda Pekkan Serisini ve de diğer bütün güzelliklerini bekliyorum.
19 Kasım 2011 Cumartesi
Cunda da bir gün
Eminim hepiniz ya Cunda'ya gitmişsinizdir yada gitmeyi düşünüp hayal etmişsinizdir.
Gitmiş olanlar zaten iyisiyle kötüsüyle Cunda'yı biliyordur. Asıl önemlisi gitmeyenlerin bilmesi gerekenler.
Açıkcası denizine girmedim ondan pek bir yorum yapamayacağım, sadece ada diye her tarafından denize girildiğini sanmayın. Hatta adanın etrafında denize girebileceğiniz bir yer söz konusu değil. Deniz için iki seçeneğiniz var. Adayı bırakıp Ayvalık tarafına geçer ve oradaki beach clublara gidersiniz yada ada sahili boyunca yer alan günü birlik küçük yelkenlileri, tekneleri tercih edersiniz. Bu tekneleri Çeşme'dekilerle karıştırmayın. Tanımadığınız 200 kişiyle değil sadece gittiğiniz kişilerle kiralayarak açılıyorsunuz.
Asıl önemli soru konaklama. Kesinlikle gitmeden önce rezervasyon yaptırın. Gidince bir yer buluruz derseniz bizim gibi açıkta kalırsınız. Tabi her aksiliğin güzel bir yanı vardır. Gitmeyi planladığımız yerde boş oda kalmayınca bizde merkezdeki Otelleri gezmeye başladık. Şansımıza Güle Otel ile karşılaştık. 2010 da kapılarını açan Güle Otel 8 odaya sahip, bunlardan 2side cumbalı ve şömineli. Kışın şömine başında sevgiliniz yada eşinizle romantik dakikalar geçirebilirsiniz. Sadeliği ile dikkat çeken otel personeli son derece güler yüzlü. Kahvaltıları sigara böreğinden, tatlı kekine, balından, reçeline hatta kornfleksine kadar her şeyi barındırıyor.
Deniz kenarına da sadece 4 dakika yürüyüş mesafesinde. Ayrıca başka bir otel ile anlaşması olduğundan havuz imkanı da sunuyor size.
Cunda Adasına gittik balık yemeden olmaz diyorsanız ki dersiniz, yılların meşhur Bay Nihat'ını kesinlikle tavsiye etmiyorum. Servis iyi değil, beklesin dediğiniz geliyor gelsin dediğiniz bekliyor. Kalamarın kötülüğüde cabası. Fiyatın şişirilmiş olmasından bahsetmiyorum bile. Denemedim ama hemen yanında yer alan balıkçıların daha güzel olacağına eminim.
Balığınızı yedikten sonra Cunda Adasının meşhur lokmasını yemeyi unutmayın. Sahil boyunca görüp, tada bileceğiniz şuruplu küçük top şeklinde bir tatlı. Üzerine çeşitli baharatla konarak servis yapılıyor. "Lokma İmparatoru" nu tavsiye ederim. Zaten önünde uzuncana bir sıra olan yer varsa bilin ki doğru yerdesiniz. Sıranın uzunluğu gözünüzü korkutmasın, Lokma dökmekte çok hızlılar, işlerini muazzam bir yetenekle yapıyorlar. Yarım kap yada büyük kap alıp paket yaptırırsanız da gideceğiniz yere gidene kadar şişmeyin diyerek yolluk vermeyi de unutmuyorlar.
Cunda Adası sıcak kanlı halkıyla görülmeye değer ama doğru yerde kalıp, doğru yerde balığınızı yerseniz...
Gitmiş olanlar zaten iyisiyle kötüsüyle Cunda'yı biliyordur. Asıl önemlisi gitmeyenlerin bilmesi gerekenler.
Açıkcası denizine girmedim ondan pek bir yorum yapamayacağım, sadece ada diye her tarafından denize girildiğini sanmayın. Hatta adanın etrafında denize girebileceğiniz bir yer söz konusu değil. Deniz için iki seçeneğiniz var. Adayı bırakıp Ayvalık tarafına geçer ve oradaki beach clublara gidersiniz yada ada sahili boyunca yer alan günü birlik küçük yelkenlileri, tekneleri tercih edersiniz. Bu tekneleri Çeşme'dekilerle karıştırmayın. Tanımadığınız 200 kişiyle değil sadece gittiğiniz kişilerle kiralayarak açılıyorsunuz.
Asıl önemli soru konaklama. Kesinlikle gitmeden önce rezervasyon yaptırın. Gidince bir yer buluruz derseniz bizim gibi açıkta kalırsınız. Tabi her aksiliğin güzel bir yanı vardır. Gitmeyi planladığımız yerde boş oda kalmayınca bizde merkezdeki Otelleri gezmeye başladık. Şansımıza Güle Otel ile karşılaştık. 2010 da kapılarını açan Güle Otel 8 odaya sahip, bunlardan 2side cumbalı ve şömineli. Kışın şömine başında sevgiliniz yada eşinizle romantik dakikalar geçirebilirsiniz. Sadeliği ile dikkat çeken otel personeli son derece güler yüzlü. Kahvaltıları sigara böreğinden, tatlı kekine, balından, reçeline hatta kornfleksine kadar her şeyi barındırıyor.
Deniz kenarına da sadece 4 dakika yürüyüş mesafesinde. Ayrıca başka bir otel ile anlaşması olduğundan havuz imkanı da sunuyor size.
Cunda Adasına gittik balık yemeden olmaz diyorsanız ki dersiniz, yılların meşhur Bay Nihat'ını kesinlikle tavsiye etmiyorum. Servis iyi değil, beklesin dediğiniz geliyor gelsin dediğiniz bekliyor. Kalamarın kötülüğüde cabası. Fiyatın şişirilmiş olmasından bahsetmiyorum bile. Denemedim ama hemen yanında yer alan balıkçıların daha güzel olacağına eminim.
Balığınızı yedikten sonra Cunda Adasının meşhur lokmasını yemeyi unutmayın. Sahil boyunca görüp, tada bileceğiniz şuruplu küçük top şeklinde bir tatlı. Üzerine çeşitli baharatla konarak servis yapılıyor. "Lokma İmparatoru" nu tavsiye ederim. Zaten önünde uzuncana bir sıra olan yer varsa bilin ki doğru yerdesiniz. Sıranın uzunluğu gözünüzü korkutmasın, Lokma dökmekte çok hızlılar, işlerini muazzam bir yetenekle yapıyorlar. Yarım kap yada büyük kap alıp paket yaptırırsanız da gideceğiniz yere gidene kadar şişmeyin diyerek yolluk vermeyi de unutmuyorlar.
Cunda Adası sıcak kanlı halkıyla görülmeye değer ama doğru yerde kalıp, doğru yerde balığınızı yerseniz...
13 Temmuz 2011 Çarşamba
Şirin beldemiz Akçay ve Hasan Boğuldu
Değişik yerler gezmeyi sever misiniz? Ben çok severim. En son gidip gezdiğim yerde Akçay. Ben Akçay'ı ilk kez Zeynep Değirmencioğlu'nun başrolünde oynadığı "Anneler Günü" adlı türk filminde duydum/gördüm. Ardından Sabahattin Ali'nin "Hasan Boğuldu" (Kavuşamayan aşıkların hikayesi aslında bir tür şehir efsanesi) hikayesinde dinledim/okudum. Üniversitedeki hocam bana oranın denizin ortasından çıkan temiz kaynak suyuyla meşhur olduğunu söyledi. Bende merak içerisinde kıvranmaya ve oraya gidip görmek, o sudan tatmak için çıldırmaya başladım.
Gördüğünüz, duyduğunuz herşey doğru. Eğer biryere tatile gidip etrafınızda içten insanlar olsun ama yalnız kalıp kafada dinlemek istiyorsanız ayrıca bu tatili ucuza getirmek niyetindeyseniz doğru olan tek bir adres var oda Akçay. Balık restorantları dışında herşeyi çok ucuz. Çeşme'de plajda 10 Tl'ye yiyebileceğiniz "Darı" (mısır) orada sadece 2 Tl. Özel plaja giriş 4 Tl. Tek dikkat etmeniz gereken şey ilk başta soğuk bir denize girebiliyor olduğunuzdan emin olmanız, girdikten sonra alışıyorsunuz. Buarada orada bulunduğum 4 gün boyunca deniz dümdüzdü.
Olurda oraya giderseniz yapmanız gereken bir kaç şey;
1) Denizin ortasındaki kayaların ortasından çıkan doğal kaynak suyundan içmek.
2) Birazcık bütçe dışına çıkıp Dost Restorant'ta balık yemek. (Mezeler aşırı sarımsaklı)
3) Hasan Boğuldu'ya (Sutüven) gitmek ve Sutüven şelalesinin aktığı yerde ayaklarınızı dondurucu ama muhteşem suya sokmak.
4) Safari turlarına çıkmak.
Önemli Not: Hasan Boğuldu'ya giden 2 yol var biri dağ yolu öbürü asfalt yol tavsiyem kesinlikle köyden geçip dağ yolunu kullanmamanız. Ayrıca keşifle ilgili çoğu yere normal araçla gidilemiyor ama Hasan Boğuldu'ya gidilebiliyor, asfalt yolu tercih ettiğiniz sürece de sorun yaşamıyorsunuz.
![]() |
| (Sadece bu fotoğraf alıntıdır.) |
Olurda oraya giderseniz yapmanız gereken bir kaç şey;
1) Denizin ortasındaki kayaların ortasından çıkan doğal kaynak suyundan içmek.
3) Hasan Boğuldu'ya (Sutüven) gitmek ve Sutüven şelalesinin aktığı yerde ayaklarınızı dondurucu ama muhteşem suya sokmak.
4) Safari turlarına çıkmak.
Önemli Not: Hasan Boğuldu'ya giden 2 yol var biri dağ yolu öbürü asfalt yol tavsiyem kesinlikle köyden geçip dağ yolunu kullanmamanız. Ayrıca keşifle ilgili çoğu yere normal araçla gidilemiyor ama Hasan Boğuldu'ya gidilebiliyor, asfalt yolu tercih ettiğiniz sürece de sorun yaşamıyorsunuz.
30 Haziran 2011 Perşembe
1V1Y namı diğer Bir Varmış Bir Yokmuş
Ben çocukken (hatta şimdilerde de) masallar hep "Bir varmış bir yokmuş" diyerek başlardı. Bu laf masalların klişesi haline gelmişti taki 17 girişimci birleşip onu masal klişeliğinden çıkaranadek. 16 dev markanın ve toplamda 17 girişimcinin bir araya gelerek, çoktan yerleşmiş olan online satın alma sitelerine büyük bir rekabet oluşturacak http://www.1v1y.com/ büyük bir hızla hazırlıklarına devam ediyor. 1v1y'yi Hotiç, Desa, Diesel, Zeki Triko, İpekyol, Tekinacar vb. gibi firmalar oluşturacak.
Benden tavsiye en kısa sürede siteye girin ve e-mail adresinizi yazın...
8 Haziran 2011 Çarşamba
Tea & Pot kaçamak noktam
Şuanda yaz sıcaklarından boğulduğumuzun farkındayım. Ama sadece bir ay önce hala kış havasındaydık ve kış deyince aklıma ilk gelen her zaman değişik bitki çaylarıdır. Şifa kaynağı olan ve de dünyanın değişik yerlerinden gelen çayları ve de ambiansıyla sadece bir kaç aydır Alsancak Gazi İlköğretim okulunun arkasındaki tatlı minik yeriyle aramızda olan Tea & Pot yazın da serinletici limonatalarıyla ve yaz kış yemeğe doyamadığımız kurabiye, pastalarıyla hoş ortamında beni rahatlattığı gibi sizleride gün içinde minik bir kaçamak için bekliyor.
Not: enfes fesleğenli tostunu denemeyi de unutmayın...
Not: enfes fesleğenli tostunu denemeyi de unutmayın...
.
2 Haziran 2011 Perşembe
Küçük kardeş Mel
Biliyor musunuz bilmem ama kesinlikle öğrenmeniz, görmeniz hatta kesinlikle bir tane alıp ayağınızdan çıkarmamanız lazım. Brezilya'nın meşhur şeker kokulu plastik ayakkabıları özellikle 2009 yazından beri Türkiye'de de çeşitli mağazaların vitrinlerini süslüyor. Hatta süslemekle kalmıyor, kokularıyla da insanların ilgisini çekiyor.
Şimdide renkli, plastik, hoş kokulu, retro kavramını günümüz modasıyla çok hoş bir şekilde birleştiren Melissa'nın kardeşi Mel var. Zarif kelebek, kalp ve fiyonklarıyla Melissa'ya çekmiş olan küçük kardeş renkleri ve sevimli görünüşüyle hem şık hem spor bir hava katıyor yazın gözdesi ayaklarımıza.
Herkese en yakın Mellissa satan mağazaya gidip bir adet almasını öneririm. =)
28 Mayıs 2011 Cumartesi
İlgi çekici
SA'AH NAAGAİ BİKEH HOZHO!
Bu bir Navajo atasözü.
Navajo kızılderili bir kabiledir. Hatta Amerika ikinci dünya savaşında Japonlara karşı lisan üstünlüğü sağlayabilmek için onların, diğer kabilelere göre fazla bilinmeyen lisanını kullanarak kodlamalar yapmıştır.
Yukarıda yazan bu atasözünün anlamı;
"Rüzgarın doğru ise yürü, her şeyle baş edersin, bükülmezsin"
Direncimin azaldığı zamanlarda defterimi açıp okuduğumda(kendi dilinde okumak beni daha çok etkiliyor) etrafa başka bir gözle bakıp doğru bir şey yapıp yapmadığımı anlamamı ve doğruysa yapmaya devam etmemi sağlıyor.
Not: Bu atasözünü bir röportajda okumuştum.
Bu bir Navajo atasözü.
Navajo kızılderili bir kabiledir. Hatta Amerika ikinci dünya savaşında Japonlara karşı lisan üstünlüğü sağlayabilmek için onların, diğer kabilelere göre fazla bilinmeyen lisanını kullanarak kodlamalar yapmıştır.
Yukarıda yazan bu atasözünün anlamı;
"Rüzgarın doğru ise yürü, her şeyle baş edersin, bükülmezsin"
Direncimin azaldığı zamanlarda defterimi açıp okuduğumda(kendi dilinde okumak beni daha çok etkiliyor) etrafa başka bir gözle bakıp doğru bir şey yapıp yapmadığımı anlamamı ve doğruysa yapmaya devam etmemi sağlıyor.
Not: Bu atasözünü bir röportajda okumuştum.
27 Mayıs 2011 Cuma
Başlangıç
Açık olmak gerekirse bu ilk blog yazım. Bir süre ne yazabilirim diye düşündüm, sonra her zamanki gibi açık olmaya karar verdim. Burada yaptıklarımı, yapacaklarımı, düşündüklerimi, düşündüklerinizi (kendi yorumumla), çizdiklerimi, çizemediklerimi, hayallerimi vb. her şeyi paylaşabildiğim kadar paylaşacağım.
Bazen çok iyi bir gün geçiririz ve birden yürürken gülümsediğinizi fark edersiniz, hatta bir tek siz değil o anda yanından geçmekte bulunduğunuz herkes fark eder. Yada tam tersidir, çok kötü bir gününüzdesinizdir. Sizi bütün sönüklüğünüze rağmen fark edip yanınıza gelen kişiyle bir kelime dahi edemeyecek kadar içiniz sıkkındır. İki durumla da başa çıkmada herkes farklı yöntemler kullanır. Ben her seferinde farklı bir yöntem kullanırım. İşte burada bu yöntemleri göreceğiz. Çünkü ben inanıyorum ki, bir blog bir şeyler öğrenmenin yanı sıra başka düşüncelerin içinde kendi düşüncelerimizi dağıtmaya da yarar.
Benim dünyama, bakış açıma hoş geldiniz...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)








