30 Ocak 2012 Pazartesi

Hiç Macaron yediniz mi?

Yaklaşık olarak 2-3 yıldır ülkemizde gözde hale gelen Macaron’u artık neredeyse her pastane-cafe’nin önünde görmeniz mümkün.

Sıradan bir gün, her zaman yürüdüğünüz ya da daha önce hiç yürümediğiniz bir sokakta adım adım ilerliyorsunuz ve bir anda karşınıza rengârenk minicik kurabiyeye benzeyen ama diğer bütün kurabiyelerden farklı olan bir “şey” görüyorsunuz. İşte onlar Macaron!

Ben Macaronla ilk defa yurt dışında karşılaştım. Türkiye de hala daha çok meşur olmayan büyük boyları ve meşurluğunu korumaya devam eden küçük boylarıyla birlikte renk ve renkleriyle özdeşleşmiş tatlarıyla beni yanlarına çekmişlerdi.

Tadıyla bizdeki Acı Badem Kurabiyesini andıran, bana kalırsa yakından uzaktan alakası olmayan, içindeki ezilmiş bademinden oluşan ısırdığınızda ağzınızda dağılan çıtır çıtır kurabiyelerinin arasına rengine göre aromalandırılmış kremasıyla yediğiniz anda sizi kendinizden geçiren bir tat.

İzmir’de Macaron ve de diğer tatlı ürünlerini yemeği hatta izlemeyi bile en sevdiğim yer Cakewalk.  Değişik tatları ve her geçen gün kendilerini yenilemeyi seven tarzlarıyla Alsancak’ın minik ama tatlıcı kişiler için gözde mekânlarından. Maalesef Macaron dediğimiz şey, beklemeye gelemeyen, gün içerisinde en fazla 2 gün içerisinde bitirilmesi gereken bir ürün olduğundan Cakewalk “biz ya en iyi haliyle satarız ya da özel sipariş dışında satmayız” diyerekten günlük satımını durdurdu.

Uzun süredir renklerden mahrum kalmışlığı içimde hissederken, bir gün aynı yukarıda anlattığım gibi daha önce geçmediğim bir Ankara sokakta rastgele yürürken karşıma Fransız usulü bir cafe çıktı. Daha önce geçmedim dediğime bakmayın, Bir İzmirli olaraktan Ankara’ya gidişim ve Sokaklarında ilk defa yürüdüğüm bir andı. Önce ismi sonra sıcaklığı ile dikkatimden kaçmayan yere hemen girdim. İzmir de pek görmeye alışık olmadığım şekilde sıra sıra, renk renk, boy boy dizilmiş bana bakıyorlardı. Bu güzel tatların önümde böylesine anlamlı sergilenmelerini sağlayan yer “Macaron D’Antoinette”.


Kesinlikle gidip Değişik aromalı çaylarının yanında Renkli Macaronlarını yemenizi tavsiye ederim.

Yolunuz Ankara’ya düşmeden bakabilmeniz için;  http://www.macaronsdantoinette.com/

13 Ocak 2012 Cuma

Tea & Pot gibisi yok

Bir süredir Yoğunluktan dolayı önünden dahi geçemediğim ama hep aklımda olan, hayallerini kurduğum minik vede içimi ısıtan bir yer vardı. Daha önce ki bir yazımda bahsettiğim Tea & Pot. Zeynep & Nihan MİNARECİ 'nin el emeği göz nuru, her şeyiyle birebir ilgilenip, içtenlikleriyle ve de güler yüzlülüklerini esirgemeden orada bulunduğunuz dakika hatta kendinizi kaptırıp yerinizden kalkamadığınız saatlerle de rahatladığınız çok nadir yerlerden.


Bir değişiklik yaptım, evde sessizliği yakalayamayınca bende çayıyla ısınıp, müziğiyle rahatlayarak ders çalışmak üzere Tea & Pot'a gittim. Çok da iyi yapmışım. Her masanın dolu olmasına rağmen hiç bir sıkıntı çekmeden kendimi tatlı müziği eşliğinde yediğim Suffle ve içtiğim Jungle Flowers çayına kaptırarak, saatlerce ders çalıştım.


İster 5 çayına, ister uzun zamandır görüşemediğiniz arkadaşınızla sohbete yada Nutellalı tost seçeneğiyle hiç bir yerde alışık olmadığımız bir seçeneği sunan kahvaltısını yemeye kesinlikle gidilmeli. Yok dışarıda duramıyorum o kadar vaktim yada halim yok diyorsanız, önünden geçerken iki dakikanızı ayırın ve eve götürmelik çay çeşitlerinden alıp, evinizde keyif yapabilirsiniz.


Çay ve demlik siparişlerinizi internetten vermek ve onları evinizden tanımak isterseniz;


http://www.teapot.com.tr yi ziyaret etmenizi tavsiye ederim.




Canınızı çektirmek gibi olmasın ama : )