16 Şubat 2012 Perşembe

PAZAR KAHVALTISI

Pazar kahvaltısını hep çok sevmişimdir. Her gün yiyemediğim şeylerin hepsini bir arada gördüğüm ve tek başıma yemediğim tek kahvaltıdır benim için.
Bir gün şans eseri yemek kitabında çok hoşuma gideceğini düşündüğüm bir şey gördüm (sağ da gördüğünüz krep biz adını Krip koyduk). Sonu iyimi kötümü olduğunu anlayamadığım bir ilhamla 1 ay sonrasına pazar kahvaltısı hazırlama kararı aldım. ve 1 ay sonra ard arda 2 pazar aşağıda gördüğünüz sofra hazırlandı.
İyi ki kendime dur demeyi öğrendim ve az bir şeyler yedikten sonra durabildim.

Kendinize bir ödül vermek yada başkalarını etkilemek istiyorsanız pazar günü8-9 gibi kalkın ve 12 ye bu masa hazırlanmış olur. :)

14 Şubat 2012 Salı

"SESSİZLİK-FIRTINA" PORT İZMİR

Bana göre geçen sene tarihe göre Kasım 2010,"Sessizlik- Fırtına" Port İzmir 2. Uluslararası Çağdaş Sanat Trienali gerçekleştirildi. Kuratörlüğünü Necmi SÖNMEZ'in yaptığı "Sessizlik-Fırtına" Austro- Türk Tütün Fabrikasında gerçekleştirildi ve Ulusal, Uluslararası 41 Sanatçının işlerini içeriyor.
Bende Fransız Sanatçı Fabien Verschaere'nin Gökçe Kuntay ile birlikte asistanlığını yaptım. Kendisine hem İzmir'i gezdirdik hemde yaptığı kendine özgü karikatüristik çalışmasında yardımcı olduk. 




Eski bir tütün fabrikasının böylesine güzel bir çalışma için değerlendirilmesi ve öncesi, sonrası durumundaki değişikliği görmek gerçekten inanılmazdı.


Etkinlikte yapılan diğer çalışmalardan bir kaç fotoğraf...

Çeşitli renklerdeki Bantların bir araya getirilmesiyle ortaya enteresan bir görüntü çıkmıştı...
Adem ve Hava'nın Yasak Elmasından esinlenerek ve orada bulunan materyallerin boyanmasıyla yapılan bir çalışma...

12 Şubat 2012 Pazar

Bende İstiyorummmmm CIRTLAK PEPE!!!

Cırtlak mırtlak o ne ya demeyin. Mimar Sinan mezunu olan yetenekli, yaratıcı, kendi hayal dünyasını açığa çıkarmayı seven Ayça Hacı Hayret'in ellerinde hayat bulan çeşitli ürünlerin hayat bulduğu bir markadır "Cırtlak Pepe"
uzatmaya gerek yok çeşitlere bakın ister kendi isminizi, ister sevdiğinizin ismini yada direk Ayça'nın can verdiği bir hayvandan oluşan ürünleri evinizin baş köşesine koyun.


Benim en sevdiğim benim için yapılmamış olsada ;

Buda Ayça'nın favori takımı;


Yetenekleri arasında bir tek yastık yapmak yok daha neler neler yapıyor. Eğer merak ediyorsanız hemen http://cirtlakpepe.blogspot.com/ girin ve istediğinizi ona iletin.

1 Şubat 2012 Çarşamba

1V1Y Yine Günü Kurtardı

Herkesin hediye derdine girdiği ve hediye değiş tokuşuna 13 gün kalan böyle bir güne mailim da içimi rahatlatan bir yazıyla başladım.
1V1Y'nin "İçinde Aşk Var" adıyla açtığı fırsatta sevgiliniz ister klasik olsun ister çocuksu, isterseniz de yaratıcı her türlü hediyeyi bulmak mümkün. Sevgilinizin nasıl biri olduğuna karar veremiyorsanız, ana sayfadaki Teste Başla yazan yere basın ve 30 sn yenizi almayan testle doğru tercihe ulaşın.


Benim teste ihtiyacım yok diyenlerde hemen Fırsatlar Bölümünden İçinde Aşk Var'a girin ve dertsiz tasasız bir Sevgililer günü yaşayın.
Eğer İzmirde girecekseniz ve gidecek yer aklınıza gelmiyorsa, bütçe sıkıntısı olmayanlara önerim Grand Efes Swiss Hotel'in Roof'u olarak geçen Equinox Restaurant yada Manisa yolu üzerinde olan Cumba Restaurant, Levent Marina da bulunan La Cigale (daha uygun fiyatlı) kesinlikle tercihler arasında bulunmalı. 

30 Ocak 2012 Pazartesi

Hiç Macaron yediniz mi?

Yaklaşık olarak 2-3 yıldır ülkemizde gözde hale gelen Macaron’u artık neredeyse her pastane-cafe’nin önünde görmeniz mümkün.

Sıradan bir gün, her zaman yürüdüğünüz ya da daha önce hiç yürümediğiniz bir sokakta adım adım ilerliyorsunuz ve bir anda karşınıza rengârenk minicik kurabiyeye benzeyen ama diğer bütün kurabiyelerden farklı olan bir “şey” görüyorsunuz. İşte onlar Macaron!

Ben Macaronla ilk defa yurt dışında karşılaştım. Türkiye de hala daha çok meşur olmayan büyük boyları ve meşurluğunu korumaya devam eden küçük boylarıyla birlikte renk ve renkleriyle özdeşleşmiş tatlarıyla beni yanlarına çekmişlerdi.

Tadıyla bizdeki Acı Badem Kurabiyesini andıran, bana kalırsa yakından uzaktan alakası olmayan, içindeki ezilmiş bademinden oluşan ısırdığınızda ağzınızda dağılan çıtır çıtır kurabiyelerinin arasına rengine göre aromalandırılmış kremasıyla yediğiniz anda sizi kendinizden geçiren bir tat.

İzmir’de Macaron ve de diğer tatlı ürünlerini yemeği hatta izlemeyi bile en sevdiğim yer Cakewalk.  Değişik tatları ve her geçen gün kendilerini yenilemeyi seven tarzlarıyla Alsancak’ın minik ama tatlıcı kişiler için gözde mekânlarından. Maalesef Macaron dediğimiz şey, beklemeye gelemeyen, gün içerisinde en fazla 2 gün içerisinde bitirilmesi gereken bir ürün olduğundan Cakewalk “biz ya en iyi haliyle satarız ya da özel sipariş dışında satmayız” diyerekten günlük satımını durdurdu.

Uzun süredir renklerden mahrum kalmışlığı içimde hissederken, bir gün aynı yukarıda anlattığım gibi daha önce geçmediğim bir Ankara sokakta rastgele yürürken karşıma Fransız usulü bir cafe çıktı. Daha önce geçmedim dediğime bakmayın, Bir İzmirli olaraktan Ankara’ya gidişim ve Sokaklarında ilk defa yürüdüğüm bir andı. Önce ismi sonra sıcaklığı ile dikkatimden kaçmayan yere hemen girdim. İzmir de pek görmeye alışık olmadığım şekilde sıra sıra, renk renk, boy boy dizilmiş bana bakıyorlardı. Bu güzel tatların önümde böylesine anlamlı sergilenmelerini sağlayan yer “Macaron D’Antoinette”.


Kesinlikle gidip Değişik aromalı çaylarının yanında Renkli Macaronlarını yemenizi tavsiye ederim.

Yolunuz Ankara’ya düşmeden bakabilmeniz için;  http://www.macaronsdantoinette.com/

13 Ocak 2012 Cuma

Tea & Pot gibisi yok

Bir süredir Yoğunluktan dolayı önünden dahi geçemediğim ama hep aklımda olan, hayallerini kurduğum minik vede içimi ısıtan bir yer vardı. Daha önce ki bir yazımda bahsettiğim Tea & Pot. Zeynep & Nihan MİNARECİ 'nin el emeği göz nuru, her şeyiyle birebir ilgilenip, içtenlikleriyle ve de güler yüzlülüklerini esirgemeden orada bulunduğunuz dakika hatta kendinizi kaptırıp yerinizden kalkamadığınız saatlerle de rahatladığınız çok nadir yerlerden.


Bir değişiklik yaptım, evde sessizliği yakalayamayınca bende çayıyla ısınıp, müziğiyle rahatlayarak ders çalışmak üzere Tea & Pot'a gittim. Çok da iyi yapmışım. Her masanın dolu olmasına rağmen hiç bir sıkıntı çekmeden kendimi tatlı müziği eşliğinde yediğim Suffle ve içtiğim Jungle Flowers çayına kaptırarak, saatlerce ders çalıştım.


İster 5 çayına, ister uzun zamandır görüşemediğiniz arkadaşınızla sohbete yada Nutellalı tost seçeneğiyle hiç bir yerde alışık olmadığımız bir seçeneği sunan kahvaltısını yemeye kesinlikle gidilmeli. Yok dışarıda duramıyorum o kadar vaktim yada halim yok diyorsanız, önünden geçerken iki dakikanızı ayırın ve eve götürmelik çay çeşitlerinden alıp, evinizde keyif yapabilirsiniz.


Çay ve demlik siparişlerinizi internetten vermek ve onları evinizden tanımak isterseniz;


http://www.teapot.com.tr yi ziyaret etmenizi tavsiye ederim.




Canınızı çektirmek gibi olmasın ama : )